Sade Hayat Dergisi

Haberler

Domatese Yapılan Zulüm

Domates mühendisleri her mevsim domates yiyebilmemiz için uzun zaman önce kolları sıvamışlardı. Şimdi de, istediğimiz şekilde, renkte ve hatta “virüssüz” domates üretmeyi başardılar. “Mirella F1” çıktı, müjdeler olsun!

Mirella F1! Formula yarışlarındaki bir arabanın ismi değil, domatesin ismi! Hangi anne çocuğuna, ismi Mirella F1 olan bir domates yedirmek ister diye düşünürken, endüstrinin diğer domates tohumlarının isimleri daha da çarpıcı geldi. Domates tohumu üretimi hakkında biraz fikir verebilecek bazı isimler ve üreticileri şöyle:

TERMİNATÖR F1 (Hazera), M-19/M-16/M-09/M-79 (Agrotek), CORBUS RZ F1 (Rijk Zwaan), A – 105 F1 (Biar), PASCAL F1 (Syngenta)

Hangi şirket, hangi yöntemle üretim yapıyor, bu garip isimli tohumları nasıl üretiyor bilemiyoruz. Ülkemizde genleriyle oynanmış tohum satışı “yasak” olduğu için, bunların genleriyle oynanmamış tohumlar olduğuna inanmayı çok isteriz…

Dünyanın en büyük tohum üreticileri İsrail ve Fransa gibi ülkeler. Bu ülkeler, genleriyle oynayarak kısır tohumlar üretiyorlar. Bu sene ekiyorsunuz; ektiğiniz domatesin içinden çıkan tohumu bir sonraki sene tarlaya ekseni ürün alamıyorsunuz; çünkü tohumlar “kısır”.

Tohumların kısırlığını, insanların gittikçe kısırlaşmasıyla bağlantılı bulan Türk İnfertilite Vakfı Bilimsel Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, 50 yıl sonra aile planlamasına gerek kalmayacağını, çoğu insanın kısırlaşacağını ifade etmiş ve herkesi organik gıdalar tüketmeye davet etmişti (http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=29967).

Gazetelerde çarşaf çarşaf müjdelenen “virüssüz” domates haberi gibi binlercesiyle çiftçilerimiz en değerli mal varlıklarını, atadan kalma tohumlarını elden çıkarıyorlar. Daha verimli, daha uzun süre dayanan, tornadan çıkmış gibi aynı şekilde domates yetiştirmek uğruna yerli çeşitlerimiz yok oluyor. Çitçi her sene daha fazla para ödeyerek endüstriden yeni tohum almak zorunda kalıyor; kendi tarlasına ektiği domatesin tohumunu bir sonraki sene ekemiyor. Ekse de hiçbir şey çıkmıyor.

Endüstri bir yandan bizim yerli tohumlarımızı kötüleyip, yerin dibine batırırken, bir yandan da bu tohumlarını alıp laboratuarlarına götürüyor. İçinden bir iki genini değiştirip, üzerinde oynayarak bu tohumu “patentliyor”. Artık o tohum da endüstrinin patentli malı haline geliyor.

Kışın, domates gibi yaz sebzesi yemeye ihtiyacımız yok. Vücudumuzun ıspanak, kereviz, pırasa, lahana, kırmızı pancar, şalgam, karnabahar, pazı, turp, havuç gibi kış sebzelerine ihtiyacı var. Hele şöyle sentetik kokulu, böyle parfümlü domates yemeye hiç ihtiyacımız yok. Biz kendi çiftçimizin dedesinden kalma tohumlarla yetiştirdiği “hakiki” domatesleri özlüyoruz.

Kaynak: iyibilgi.com

YASAL UYARI: Yayınlanan yazıların tüm hakları Yeryüzü Doğal Ltd. Şti.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı ve konular izinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

Bir Cevap Yazın