Sade Hayat Dergisi

Doğal Yaşam

Çocuğunuzu Aşılatmazsanız Ne Olur

01.04.2014_asi_hakkindaki_gercekler

Jennifer Z. Vaughn

Anne-babaların bugün vermeleri gereken sayısız karar içinde aşılar kadar tartışma yaratanı yok ve sayıları giderek artan yan etkiler olmasa böyle bir tartışma yaşanmazdı da. Başına gelmeyenin bir 2. kez düşünmediği bir konu bu. Bunca hekim, hastane, toplum sağlığı yetkisi ve tıp otoritesi doğrusunu bilmeyecek de kim bilecek, değil mi? Aşılar gerçekten tehlikeli olsa bize söylemezler miydi? “Bağışıklanma” ve “aşılanma” acaba aynı şey mi?
Amerika’da uzun süredir çiçek veya polio salgını görmediğimiz yadsınamaz bir gerçek. Tabii aşılar bizi hastalıktan “koruyor” da ondan. Değil mi? Ancak daha önce HİÇ görmediğimiz başka şeyler de oluyor bu arada–mesela çocuk popülasyonunda görülmeye başlanan kronik hastalıklar, sayısı giderek artan Ani Bebek Ölümü Sendromu, çocuklarda ortaya çıkan davranış ve öğrenme bozuklukları için psikiyatrik ilaç kullanımı, çocuklarda görülen alerjiler, Otizm, Asperger’s Sendromu, görülmemiş oranda yükselen “özel eğitim okulu” ihtiyacı… ve liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Olduğumuz bunca “hayat kurtaran” aşıyı düşünecek olursak Amerika’nın sağlıklı çocuk cenneti olması gerekirdi şu zamana kadar, öyle değil mi?

Peki Çocuğunuzu aşılatmazsanız ne olur? Toplum sağlığı yetkilileri ve medya der ki, “böyle bir riski almayın”. Doktorlar anne-babalara diyor ki, aşı takvimine sadık kalmazsanız “çocuğunuz ölür”.

Ben dört kuşaktır bu göstermelik aşı hikayesine kulak asmamış bir aileden geliyorum. Ailemizin en yaşlı üyesi 1916 doğumlu, en gencimiz 2005. Bir iki küçük istisna dışında hiçbirimiz tek bir aşı dahi olmadık. Ailenin büyükbaba ve büyükannesi (yani babam ve annem) sırasıyla 93 ve 84 yaşında hayata gözlerini yumdu. Babam ölümünden iki hafta öncesine dek hayat boyu sürdüğü mesleğini icra ediyordu. Formatif yılları meşhur ‘polio dönemi’ne denk gelen ikinci nesil (yani benim kuşağım) şu anda altmışlarımızdayız; hiçbir kronik hastalığımız yok, hiçbir tıbbi ilaç kullanmıyoruz, hayatımızda hiç hastaneye yolumuz düşmedi veya hastalık nedeniyle herhangi bir ameliyat geçirmedik. Kendim ABD dışında uzun süre yaşadım ve 18 farklı ülkede bulundum. Aşısız ve hiçbir hastalık kapmadan. Bizim çocuklarımız da şu an hepsi de özel veya devlet okuluna devam eden, akademik ve sportif başarılarından dolayı pekçok ödül kazanmış, bugünün çocuklarında fazlasıyla sık görülen sorunların hiçbirine sahip olmayan üstün başarılı çocuklara sahip.

Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Madem çocukların (ve yetişkinlerin) sağlığı için aşılar bu kadar elzem ve hatta şart, bu aile nasıl oldu da mutlak ölümden kurtulabildi? En azından hasta filan olmamız gerekmiyor muydu? Yoksa felaket şanslıydık da şu “sürü bağışıklığı”ndan mı nemalanmıştık? Etrafımızdaki herkes aşılıydı da ondan mı potansiyel bulaşıcı hastalıkların hiçbiri bizi bulmadı? Acaba 1950′lerde nüfusun büyük çoğunluğu aşılandığı için şu an daha mı sağlıklıyız?

Aşısız olmamıza rağmen bu kadar sağlıklı yaşamamızı sağlayan şey nedir? Sorunun yanıtı ‘bağışıklık’ dediğimiz şey olmasın?
Hiç akut çocukluk çağı hastalıklarını geçirdik mi? Elbette. Herkes gibi biz de o dönemin sıradan kızamık, kabakulak, su çiçeği gibi hastalıklarını geçirdik. Etrafta herkesin ödü koparken bizim anne-babamız bulaşıcı hastalıklardan-hatta polio‘dan bile- korkuyor veya endişeleniyor muydu? Yanıt, kesinlikle hayır. Bizimkiler çocukluk çağı hastalıklarının sağlıklı çocuklar için tehlike oluşturmadığı gibi, bilakis bağışıklık sistemlerinin gelişmesinde önemli işlevleri olduğunu düşünürdü. Odaklandıkları ve ehemmiyet verdikleri nokta buydu.
Güçsüz ya da çaresiz değiliz. Tercih edebileceğimiz seçenekler var. Sağlıklı kalmak için aşıların toksik bileşenlerinden uzak durmanın yanında başka neler yapabiliriz? Doğal olarak, günlük yaşantınızda sağlığınızı tehlikeye atmayacak davranışlarda bulunacaksınız. Bunun için kendinizi sağlıklı beslenme, sağlıklı hamilelik, emzirme, iç ve dış temizlik, sevgi dolu ilişkiler kurma, hayatınıza anlam katacak bir iş edinme, başkalarına karşı bonkörlük, manevi uyum ve bizim durumumuzda naturapati ve kiropraktiğe adayacaksınız.

Vücudumuz kendi kendini iyileştirmeye programlı. Esasına bakarsınız bu vücudunuzun hiç durmadan, her dakika yaptığı bir şey. İlaçlar ve ameliyatlar bazen, vücudun kendi kendini iyileştirebileceği optimal şartları sağlamak için gerekebilir. Ancak ne ilaç ne de ameliyat kimseyi iyileştirir. Ne de herhangi bir doktor. İyileşme tamamen vücudunuzun içten gerçekleştirdiği bir eylemdir ve içten dışa doğru gerçekleşmekte olan iyileşme çeşitli yollardan desteklenebilir.

Amerikan takvimindeki aşıların çoğunluğunu geçtiğimiz 30 sene içinde üretilmiş olanlar, yani tesadüf bu ya, aşı firmalarına devlet tarafından ürünlerinden kaynaklanacak her tür sağlık sorununa kaşı tam yasal koruma verildiği yıldan sonra üretilmiş olanlar oluşturuyor. Peki bu aşılar devreye girmeden önce bulaşıcı hastalıklardan çok sayıda ölüm mü görüyorduk? Hayır. Son elli küsür senedir Amerika’da en çok ölüme yol açanlar kalp rahatsızlığı, kanser ve iatrojenik ölümler. [İatrojenik, “doktor ve/veya uygulanan tedavi”nin neden olduğu ölüm demek.]

Ne yapıp edin mutlaka bilgilenin. Sağlığınızı korumanın temel yollarını öğrenin ve hem kendiniz hem de çocuklarınız için doğru olanı seçin. Aşılatmadan Önce Araştırmanızı yapın, çünkü aşıyı bir kez olduktan sonra bunun geri dönüşü yok. Unutmayın, “Bugünün aşısız çocuklarıdır dünya üzerinde kalacak olan.


Yazının tamamı için: http://lilliputian.me/2013/12/cocugunuzu-asilatmazsaniz-ne-olur

YASAL UYARI: Yayınlanan yazıların tüm hakları Yeryüzü Doğal Ltd. Şti.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı ve konular izinsiz, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

Tagged , , ,

Bir Cevap Yazın